‘Allah, Hasan ile barıştıracak!’

Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, nakl-i sahihle ve mütevatir bir derecede bize vasıl olmuş ki, minber üstünde, cemaat-i Sahabe içinde ferman etmiş ki: “Şu benim oğlum Hasan, seyyiddir. Allah onun vasıtasıyla Müslümanların iki büyük ordusunu barıştıracaktır.”

(Buharî, Fiten: 20)

İşte, kırk sene sonra İslâmın en büyük iki ordusu karşı karşıya geldiği vakit, Hazret-i Hasan Radıyallahü Anh, Hazret-i Muaviye (r.a.) ile musalâha edip, cedd-i emcedinin mucize-i gaybiyesini tasdik etmiştir.

Mektûbât, s. 98

“Siz umum düşmanlarınıza galebe edeceksiniz!” İşte, nakl-i sahih-i kati ile, Ashabına haber vermiş ki: “Siz umum düşmanlarınıza galebe edeceksiniz. Hem feth-i Mekke, hem feth-i Hayber, hem feth-i Şam, hem feth-i Irak, hem feth-i İran, hem feth-i Beytü’l-Makdise muvaffak olacaksınız. Hem o zamanın en büyük devletleri olan İran ve Rum padişahlarının hazinelerini beyninizde taksim edeceksiniz.” Haber vermiş. Hem “Tahminim böyle” veya “Zannederim” dememiş. Belki, görür gibi katî ihbar etmiş, haber verdiği gibi çıkmış. Halbuki haber verdiği vakit, hicrete mecbur olmuş, Sahabeleri az, Medine etrafı ve bütün dünya düşmandı. Mektûbât, s. 101 ‘Benden sonra Ebû Bekir ve Ömer’in yolu üzere gidin’ Hem, nakl-i sahih-i kati ile, çok defa ferman etmiş: “Benden sonra Ebû Bekir ve Ömer’in yolu üzere gidin.” (Tirmizî, Menâkıb: 16, 37) deyip, “Ebû Bekir ve Ömer kendinden sonraya kalacaklar, hem halife olacaklar, hem mükemmel bir sûrette ve rıza-i İlâhî ve marzî-i Nebevî dairesinde hareket edecekler. Hem Ebû Bekir az kalacak, Ömer çok kalacak ve pek çok fütuhat yapacak.” Mektubât, s. 102 ‘Şarktan garba kadar, ümmetimin eline geçecek’ * Hem ferman etmiş ki: “Şarktan garba kadar benim ümmetimin eline geçecektir. Hiçbir ümmet o kadar mülk zaptetmemiş.”

(Müslim, Fiten: 19, 20)

Haber verdiği gibi çıkmış. * Hem, nakl-i sahih-i kati ile, gazâ-i Bedir’den evvel ferman etmiş: “Burası Ebû Cehil’in katledileceği yer, burası Utbe’nin katledileceği yer, burası Ümeyye’nin katledileceği yer ve burası da falan ve falanın katledileceği yerlerdir.” (Müslim, Cihad: 83) deyip, müşrik-i Kureyş’in reislerinin herbiri nerede katledileceğini göstermiş ve demiş: “Ben kendi elimle Übeyy ibni Halef’i öldüreceğim.” Haber verdiği gibi çıkmış.

Mektûbât, s. 102

Savaştaki sahabelerini görür gibi anlatması Hem, nakl-i sahih-i kati ile, bir ay uzak mesafede, Şam etrafında, Mûte nam mevkideki gazve-i meşhurede muharebe eden Sahabelerini görür gibi ferman etmiş: “Sancağı Zeyd aldı ve vuruldu. Sonra Câfer aldı, o da vuruldu. Sonra İbni Revâha aldı, o da vuruldu.. Ve sonra onu, Allah’ın kılıçlarından bir kılıç eline aldı…” (Buharî, Mağâzî: 44) deyip, birer birer hâdisâtı ashabına haber vermiş. İki üç hafta sonra Ya’le ibni Münebbih meydan-ı harpten geldi; daha söylemeden Muhbir-i Sadık (a.s.m.) harbin tafsilâtını beyan etti. Ya’le kasem etti: “Dediğin gibi, aynen öyle oldu.”

Mektûbât, s. 102

~ yazan: tasarimcilar Ekim 19, 2007.

Yorum Yapın