İnsanı en yüksek mevkiye çıkaran şükürdür

İnsanı en yüksek mevkiye çıkaran şükürdür

Evet, rızkın aşka lâyık bir sûreti var. O da, şükürle o suret görünür. Yoksa, ehl-i gaflet ve dalâletin rızka aşkları bir hayvanlıktır. Daha buna göre kıyas et ki, ehl-i dalâlet ve gaflet ne derece hasâret ediyorlar.
Envâ-ı zîhayat içinde en ziyade rızkın envâına muhtaç, insandır. Cenâb-ı Hak insanı bütün esmâsına câmi bir ayna ve bütün rahmetinin hazinelerinin müddeharâtını tartacak, tanıyacak cihazata mâlik bir mucize-i kudret ve bütün esmâsının cilvelerinin vaziyetlerinin inceliklerini mizana çekecek âletleri hâvi bir hâlife-i arz suretinde hâlk etmiştir. Onun için, hadsiz bir ihtiyaç verip, maddî ve mânevî rızkın hadsiz envâına muhtaç etmiştir. İnsanı, bu câmiiyete göre en âlâ bir mevki olan ahsen-i takvime çıkarmak vasıtası, şükürdür. Şükür olmazsa, esfel-i sâfilîne düşer, bir zulm-ü azîmi irtikâp eder.
Elhasıl, en âlâ ve en yüksek tarik olan tarik-i ubudiyet ve mahbubiyetin dört esasından en büyük esası şükürdür ki, o dört esas şöyle tabir edilmiş:
Der tarik-i acz-mendî lâzım âmed çâr-çiz:
Acz-i mutlak, fakr-ı mutlak, şevk-i mutlak, şükr-ü mutlak, ey aziz.
(Ey aziz kardeşim! Allah’a karşı acizlik ve ihtiyacını hissetme esasına dayanan bu yolda şu dört şey lâzımdır: Sonsuz acz, sonsuz fakr, sonsuz şevk, sonsuz şükür.)
“Allahım, bizi şükredenlerden eyle—rahmetinle, ey Erhamürrâhimîn.”
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” (Bakara Sûresi, 2:32.)
“Allahım! Şükredenlerin ve hamd edenlerin efendisi olan Efendimiz Muhammed’e ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.”
“Onların duâları, ‘Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun’ sözleriyle sona erer.” (Yûnus Sûresi, 10:10.)

Mektûbât, 28. Mektub, 5. Risâle, s. 351

Lügatçe:

envâ-ı zîhayat: Hayat sahibi çeşitleri.
müddeharât: Biriktirilmiş şeyler, depolananlar.
hâvi: İçine alan.
hâlk: Yaratma.
ahsen-i takvim: En güzel şekil, biçim.
esfel-i sâfilîn: Aşağıların aşağısı.
irtikâp: Kötü bir iş yapma.
tarik-i ubudiyet ve mahbubiyet: Allah’ın sevgisini kazanma ve kulluk yolu.

16.10.2007

~ yazan: tasarimcilar Ekim 16, 2007.

Yorum Yapın