Mü’min, Allah’ın dinine yardım eder

Mü’min, Allah’ın dinine yardım eder

“Ey iman edenler! Sizleri elemli bir azaptan kurtaracak bir ticaret yolunu göstereyim mi? Allah’a ve resûlüne iman eder, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla mücadele edersiniz. Bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır. O zaman Allah sizin günahlarınızı affeder, sizleri altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere idhal eder. Bu sizin için ne büyük bir kurtuluştur. Bunun dışında seveceğiniz ve sevineceğiniz bir şey daha var; o da: Allah’ın size olan yardımı ile yakın bir zamanda yapacağınız fetihtir. Ey resûlüm, mü’minleri müjdele!
“Ey iman edenler! Allah’ın dinine yardım edin. Nasıl ki Meryemoğlu İsa (as) havarilerine ‘Allah’a giden yolda bana kim yardım eder?’ dedi de havariler ‘Biz Allah’ın dininin yardımcılarıyız’ demişlerdi. İsrailoğullarından bir kısmı onlara inanmıştı, bir kısmı da onların hakkaniyetini inkâr etmişti. Sonunda biz inananları düşmanlarına karşı destekledik de onlar da böylece inanmayanlara üstün geldiler.” (Saff, 61:10-14)
AÇIKLAMASI:
Peygamberimizin (asm) sadece yüzünü görmekle “Bu yüzde yalan olmaz” diye Müslüman olan Abdullah b. Selâm (ra) demiştir ki: “Sahabelerden bir kısmı oturmuş ‘Acaba Allah katında en makbul amel hangisidir? Bilsek de bunu yapsak’ diye konuşuyorlardı. Yüce Allah şu âyetleri inzal buyurdu: ‘Ey iman edenler! Sizleri elemli bir azaptan kurtaracak bir ticaret yolunu göstereyim mi? Allah’a ve resûlüne iman eder, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla mücadele edersiniz. Bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır. O zaman Allah sizin günahlarınızı affeder, sizleri altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere idhal eder. Bu sizin için ne büyük bir kurtuluştur. Bunun dışında seveceğiniz ve sevineceğiniz bir şey daha var; o da: Allah’ın size olan yardımı ile yakın bir zamanda yapacağınız fetihtir. Ey resûlüm, mü’minleri müjdele!’”1
Bu âyetlerde yüce Allah, insanın en önemli meselesinin azaptan kurtulmak olduğuna dikkat çekmektedir. Çünkü insan hiçbir şey değilken ve hiçbir şeye malik ve sahip olmadığı halde yüce Allah’ın yaratması ile vücut sahasına çıkmış, bir damla su iken Allah’ın rahmetine nâil olarak insan olmuş, insanlık nimeti ile beraber pek çok nimetlere sahip olmuştur. Bütün bunlar şükür gerektirirken, insan, nankörlük ve isyan ederek kendisine mal edip azabı hak etmektedir. Bunun için yüce Allah, “Sizi elim bir azaptan kurtaracak bir ticaret yolunu göstereyim mi?” buyurarak söze başlar. İnsanı cehennemden kurtaracak en kârlı yolu gösterir.
İnsanı cehennemden kurtaracak en kârlı yol:
1. Allah’a ve resûlüne iman etmek.
2. Allah yolunda malı ile ve canı ile mücadele etmek.
Bunun sonucu ve mükâfatı nedir? Bunlar da:
1. Allah’ın günahları affetmesi,
2. Altından ırmaklar akan Adn cennetlerinde güzel meskenlerde iskân etmek,
3. Allah’ın yardımı,
4. Dünyada başarı ve yakın bir fetih,
5. Bunların mü’minlere müjdelenmesi.
Bunları kısaca açıklayacak olursak:
1. Allah’a ve resûlüne iman etmek: Allah’a imandan maksat Allah’ın birliğine, “Lâ ilâhe illallah” hakikatine imandır. Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Kâinatta en yüksek hakikat imandır.” İnsanın yaratılış amacı da ‘Marifetullah’ yani Allah’ı tanımak ve onun birliğine iman etmektir. Allah’ı bize bildiren ve tanıtan peygambere iman olmazsa bu amaç gerçekleşmez. Bunun için Allah’a iman ile peygambere iman bir bütündür ayrılmaz. İmanın ifadesi “Lâ İlâhe İllallah Muhammed Resûlullah”dır. Resûle iman olmadan Allah’a iman olmaz. Çünkü Allah’ı bize tanıtan ve ondan haber getiren resûldür. Binaenaleyh kurtuluşun birinci şartı budur.
2. Allah yolunda malı ve canı ile mücadele etmek: Allah’ın, imandan sonra mü’mine yüklediği en önemli görev “Allah yolunda malı ve canı ile mücadele etmek”tir. Mal ile mücadele, malı Allah yolunda harcamaktır. Can ile mücadele ise insanın nefis ve şeytanla mücadele ederek Allah’ın emrettiği farzları yapması ve yasakladığı haramlardan kaçınmak için elinden geleni yapmasıdır. Yüce Allah’ın mal ile mücadeleyi birinci sıraya alması maldan fedakârlık etmeden, Allah yolunda mücadelenin başarıya ulaşamayacağını ifade etmek içindir. Allah yolunda mal harcamak, bunun için farz olmuştur.
İnsan, bu iki hususa riâyet ettiği zaman malı ve canı ile Allah yolunda mücadele etmiş ve çok kârlı bir ticaret elde etmiş olur. Bu da “Şüphesiz Allah, mü’minlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır”2 âyetinde belirtilen kârlı bir ticarettir.
Burada ifade edilmek istenen kârlar ise:
1. Fani mal beka bulur. Allah yolunda harcanan fani ömür ve geçici olan mal bekaya inkılâp eder. Baki meyveler verir.
2. Cennet gibi bir fiyat verilir.
3. Her aza ve duygunun değeri artar. Akıl, göz, kulak gibi azalar ve kalp, ruh, sevgi gibi duyguların kıymeti artar ve cennete lâyık hale gelirler.
4. Zayıf ve aciz olan insan, son derece güç ve kudret sahibi olan Allah’a dayanıp güvenmekle büyük bir güç ve kuvvete dayanmış ve her türlü derdine ve sıkıntısına çare bulmuş olur.
5. Bütün aza ve âletlerin, duygu ve hasselerin ibadet ve tesbihatları cennet yemişleri ve nimetleri şeklinde geri verilecektir.3
Bu kârlı ticaretin dışında Allah’ın günahları affetmesi, yardımı ve dünyada fetih vermesi ve başarıya ulaştırması da mü’minlere müjdelenmiştir.
Allah’ın dinine yardım etmeyi de mü’minlere emreden yüce Allah bu hususta Hz. İsa (as) ve Havarilerini örnek göstererek şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Allah’ın dinine yardım edin. Nasıl ki Meryemoğlu İsa (as) havarilerine ‘Allah’a giden yolda bana kim yardım eder?’ dedi de havariler ‘Biz Allah’ın dininin yardımcılarıyız’ demişlerdi. İsrailoğullarından bir kısmı onlara inanmıştı, bir kısmı da onların hakkaniyetini inkâr etmişti. Sonunda biz inananları düşmanlarına karşı destekledik de onlar da böylece inanmayanlara üstün geldiler” buyurur.

Dipnotlar:
1- Saff, 62:10–13 İbn-i Kesir, Tefsir, 4:386
2- Tevbe, 9:111
3- Sözler, 49–51

M. Ali KAYA
10.10.2007

~ yazan: tasarimcilar Ekim 10, 2007.

Yorum Yapın